ADD  “TÜRKİYE CUMHURİYETİ SAHİPSİZ DEĞİLDİR”

ADD  “TÜRKİYE CUMHURİYETİ SAHİPSİZ DEĞİLDİR”

TGF’DEN  “YEREL GAZETENE SAHİP ÇIK” ÇALIŞMASI

TGF’DEN  “YEREL GAZETENE SAHİP ÇIK” ÇALIŞMASI

OLAY İLE İLGİLİ  MUĞLA VALİLİĞİNDEN AÇIKLAMA

OLAY İLE İLGİLİ  MUĞLA VALİLİĞİNDEN AÇIKLAMA

VALİ’ DEN  KIŞ  TEDBİRLERİ  TOPLANTISI

VALİ’ DEN  KIŞ  TEDBİRLERİ  TOPLANTISI

“UYUMA  İHBAR ET”  FETHİYE’DE  TANITILDI…

“UYUMA  İHBAR ET”  FETHİYE’DE  TANITILDI…

Meczup!.. Gork Gabak Turgut Olçaş
    • beskaza@beskazagazetesi.com
    • 20 Kasım 2018 - 09:21:03

             Adam şimdi 85 yaşında. Hukukçu diyorlar ona!.. Tarihçi, gazeteci, yazar da diyorlar… Bir Kadir Gecesi seher vaktinde doğmuş 1933’de!.. Öyle yazıyor biyografisinde. Hiç ana sütü emmediği için cılız büyümüş ve 8 yaşında girmiş ilk okula. Ortaokul yıllarında Necip Fazıl Kısakürek’in yayınladığı CHP, Atatürk ve devrimlerine karşı yazı yazan Büyük Doğu dergisi ile tanışmış. Okulda, Atatürk aleyhine konuşmaktan, hakaretten ve takvimdeki Atatürk resmini yırtmaktan dolayı okuldan uzaklaştıma cezaları almış 48’de.

54’de liseyi bitirir, İstanbul Hukuk Fakültesi’ne girer. Bu dönemlerde 7 öğrenci yurdu açarak iş hayatına atılmış, aynı zamanda tarihçiliğe(!) de merak sarmış ve Cüneyd Emiroğlu takma adıyla yazılar yazmaya başlamış… Adı: Kadir Mısıroğlu… Çevresinde dindar bir imaj yaratan, ticarete hevesli, çizdiği tertemiz müslüman profiliyle de güven telkin eden bir adam durumundadır…

Ortadoğu Gazetesi yazarı Yücel Bulut 16 Kasım 2014’deki yazısında bakın neler anlatıyor: Özetle, ” Yıl 1963. İlk Haç ve Umre Organizasyon şirketinin kurucusu Prof. Dr. Mehmet Müftüoğlu, ağzı iyi laf eden bu genç adama güvenir. Kadir Mısıroğlu ve İhsan Toksarı’yla birlikte Orta Şark isimli Haç ve Umre Organizasyon şirketini kurarlar. Müftüoğlu çok iyi Arapça bilmesinden dolayı, Türkiye’den Hacca giden kafilelerin başında yer alır. Giderken de şirketin Türkiye’deki işlerini bu iki adama teslim eder!.. O günün şartlarında Müftüoğlu biraz uzunca kalır Suidi Arabistan’da. Döndüğünde, Hac paralarının yerinde yeller estiğini görür.İş mahkemeye akseder. Müftüoğlu davayı kazanır ama, paraları tahsil edemez. Varı yoğu neyi varsa kaybeder. Sonraları rivayete göre İhsan Toksarı Bebek’te bir apatman yaptırır, Kadir Mısıroğlu da paraları bir kısmının üzerine oturur.”

            Devam edelim;

            1964’de Lozan zafer mi, hezimetmi adlı ilk kitabının birinci cildini tamamlayan Kadir Mısıroğlu’nun, 1970 yılı Ocak ayında İstanbul Türk Talebe Birliği’nde harf inkîlabı ile ilgili verdiği konferans dava konusu olur. Eskişehir Örfi İdare Mahkemesi bu muhteremi; 7 yıl hapis, 5 yıl kamu hizmetlerinden mahrum, 2 yıl sürgün cezasına çarptırır. İnfazı Eskişehir Cezaevinde başlayan Mısıroğlu’nun, İstanbul sağmalcılar Cezaevinde devam ederken, Bakırköy Akıl ve Ruh Hastalıkları Hastahanesinde tedavi görmeye başlar.. Birçok aşamalardan geçtikten sonra tedavisi, Cerrahpaşa Hastahanesi Psikiyari Kliniğinde tamamlanır, eline de tapu gibi rapor verilir1.. Bu arada, CHP-MSP koalisyon hükümetinin çıkardığı 74 affı ile serbest kalır.

12 Eylül  darbesinden hemen önce -nasıl anladıysa- yurt dışına kaçar, Almanya’ya. Oradan da İngiltere’ye geçer ve iltica talebinde bulunur. İstek reddedilr, geri Almanya’ya döner.  83’te vatandaşlıktan çıkarılır, 91’de 163. madde kaldırıldığı için geri döner ve kaldığı yerden devam eder.

Kadir Mısıroğlu, bu gün elinde bulundurduğu siteyi de kullanarak tam 70 yıldır Atatürk’e, Kurucu Felsefeye, Kemalist İdeoloji’ye, Devrimlerine hakaret etmekte, sövüp saymaktadır ve pervasızca Osmanlıcılık prapogandası yapmaktadır!

Bunlardan birkaçı:

“Kemalist demek, mantıkla alakasını kesmiş adam demektir…  / Türkiye her meselesini şeriatle halleder. İslam, huzuru, sükunu, saadeti, refahı sağlar.Herşeyi halleder. Birşeyi halledemez. Aleviliği!.. / Ey Müslüman’lar kıyamete kadar sürecek bu bela Alaeviliktir. Asla ve kat’a düzelmez. Çünkü cehalet üzerine kurlmuştur… / Mustafa Kemal, Allaha savaş açtı… / O öyle bir ateisttir ki 1930’da Hıritiyanlığı kabul edecekti… / Ben hiç Atatürk kelimesini kullanmadım, Burada bir ahmaklık, dalkavukluk, manyaklık var… / Mustafa Kemal Yunan karşısında yalnız olsaydı ne halt ederdi… / O’nun İslama ve topluma verdiği zararları, din düşmanlığını Yunan yapmazdı… / Ben cumhuriyetin verdiği nüfus kâğıdını taşısamda, nüfus kâğıdını Abdülhamid’in verdiği babanın evladıyım… / Bu ülkeye Kemalizm ile dinsizlik zehirli gazı atıldı… / Lozan mustafa Kemalin hilafeti övmesi üzerine intikâtaya uğramıştır. Çünkü Mustafa Kemal İngilizlerle hilafeti kaldırmak için anlaşmıştı… / Mustafa Kemal bir devlet kurmuş değildir. Devlet kurucuları lafı da yalan. Rejim değiştirmiştir. Rejim; Şeriate gâvurluk yaptı…/ Keşke Yunan galip gelseydi… / 10 Kasımda saat 09. 05’de kenefe gidin… / Mustafa Kemal’le zerre kadar muhabbeti olan cenazeme gelmesin…/ Heykellerinin köpek leşi gibi sürüklendiğini göreceksiniz…/ Her memurun başının üstünde resmi, her meydanda heykeli, Her mektebin önünde heykeli, yeter yav…/ Hangi Yunan’ı denize döktün, yalan!..” Neyse uzatmayalım…

Bu gün, bu çağdışı karanlık adam, sarayda ağırlanabiliyor. Sn. Cumhurbaşkanı tarafından hastahane ziyaretinde bulunulabilyor. Laik Türkiye Cumhutiyeti’nin Diyanet İşleri Başkanı -Mısıroğlu’nun Şeyhülislam dediği- hastaneye ziyarete gidebiliyor. Bu ne kıymet, bu ne değer anlamakta zorlanıyor insan! Yoksa geçmişe dayalı bir hesap mı var, bir vefamı var?.. Bu ne iştir?.. Hayırlısı bakalım.

Köşe Yazısı: Turgut Olçaş

  • Etiketler
  • Yorumla
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz