Yağış ve Fırtına Yıktı Geçti

Yağış ve Fırtına Yıktı Geçti

SIRADA EMİTT FUARI  VAR

SIRADA EMİTT FUARI  VAR

Kayaman “Görev Verilirse Kaçmayız”

Kayaman “Görev Verilirse Kaçmayız”

SARIHAN’DAN MAHALLE BAŞKANLARINA TEŞEKKÜR BELGESİ

SARIHAN’DAN MAHALLE BAŞKANLARINA TEŞEKKÜR BELGESİ

POLİS LOJMANI YAPIMI İÇİN PROTOKOL İMZALANDI

POLİS LOJMANI YAPIMI İÇİN PROTOKOL İMZALANDI

Turgut Olcaş….Makus talih!..
    • beskaza@beskazagazetesi.com
    • 10 Ekim 2018 - 12:16:27

Yüz elli yıldır işler iyi gitmiyordu imparatorlukta. Her yerde kargaşa, her yerde ölçüsüz gerileme almış başını gidiyordu. Akdeniz göl olmaktan çıkıyor, ülke gittikçe küçülüyordu.

Bu uğursuz kötü  gidişat, olağan üstü bir güç tarafından teşvik ediliyordu sanki!..

Hiç bir padişah durumun kendi yönetimlerinden kaynaklandığını düşünmüyor, aydınlığı akılcılığı çağdaşlığı seçmiyor, uhrevi düşüncelerle ülkeyi yönetmeye kalkışıyor ve çaresizlik içinde kıvranıyorlardı ama: O, Osmanlı tantanalı, şaşaalı yaşamlarından da asla  taviz vermiyorlardı.

 

Halk ise yaşamından ve ülkenin gidişatından hiç hoşnut değildi; aynı zamanda da Fransız devriminden etkileniyordu. Padişah II.Mahmut durumun farkındaydı ve bir dizi yenileşme tedbirlerini ele aldı ama, halka anlatmadan padişah buyruğuyla uygulama yolunu tercih etti.

Bu arada Dışişleri Bakanı Mustafa Reşit Paşa (Hariciye Nazırı),  samimi dostu İngiliz elçisi Lord Stratford Canning’le, Osmanlı- İngiliz serbest ticaret antlaşmasını Baltalimanı’ndaki yalısında imzaladı, 16 Ağustos 1838’de. Aynı yıl bu antlaşma Avrupa’nın diğer sömürgeci devletleriyle de yapıldı.

Böylece:

Osmanlı’nın ihracattaki tekel düzeni,

Ve savaş dönemlerindeki maliyeye gelir getirmesi için konan ek vergiler,

Ve ülkede az üretilen darlığı çekilen hammaddelerin ihracatına izin vermeyen devletçi ekonomi, ortadan kaldırıldı!

Gümrük vergilerinin İngiltere ile birlikte ayarlanması,

Ve ihracat-ithalat vergisinin %3’ten %1’e indirilmesi kabul edildi.

Dolayısıyla, ülke ucuz ithal mallarla doldu taştı, üretici zarar etti üretemez hale geldi. Halk üretmeden tüketen topluma dönüştü.  Bu rekabete dayanamayan binlerce küçük esnaf battı. Ülke çıkarları için çok önemli olan en verimli alanlar da yabancı sermayenin eline geçti.

 

Sonra, II.Mahmut öldü, yerine 16 yaşındaki oğlu Abdulmecit tahta çıktı. İngiltere ile yapılan bu yıkım antlaşmasından yaklaşık 15 ay sonra; çocuklarımıza devrimmiş gibi ballandıra ballandıra anlattığımız Tanzimat Fermanını, Sadrazam Reşit Paşa’ya Gülhane Parkı’nda okuttu. 3 Kasım 1839’da..

.

Tanzimat Fermanı ile, Avrupa’nın çıkarı için kurulan bu açık pazar düzeninin gereği, idari mali gibi reformlar gerçekleştirildi. Böylece Avrupalıların, Osmanlı devleti içinde birlikte hareket etmek istedikleri Ermeni ve Rumlar imtiyaz da sahibi oldular,

Bu çark 80 yıl devam etti. Hanedanlık kendi çıkarlarını ülke çıkarlarının üzerinde tutarak her türlü tavizi verdi, bağımlılığını sürdürdü. Ordunun başına bile, yabancı generaller getirdiler. Durmadan borçlandılar, borcu borçla ödeme yoluyla ekonomiyi yabancılara teslim ettiler. Duyun-u Umuniye’yle (Genel Borçlar Kurumu) Osmanlı topraklarında ekilen tütün gibi bazı ürünleri denetlediler, gelirlerine el koydular.

Yetmedi, ülkeyi paylaşmaya kalkıştılar, Osmanlı Devleti’ni Sevr antlaşmasına ikna ettiler. Bu konuda dördüncü kez sadrazam olan Damat Ferit Paşa’nın hakkını teslim etmek lazım, gayretlerini takdir etmek lazımdır. Ama:

Anadolu İhtilali. Sevr’i yırtmış atmış, yeni ve çağdaş bir ülke yaratmış, Lozan ile de senedini almıştır. Ayrıca, Osmanlı’nın Duyun-u Umumiye borçlarını da onuruyla namusuyla ödemiştir!..

Her alanda gelişen, uçak yapıp satan, hediye eden halkı mutlu ülkemiz, 45’lerde Amerika’yla ilişkileri sonucu Milli Demokratik Devrimini tamamlayamamış yarıda kalmıştır. Dolayısıyla karşı devrim ülkemizde egemen olmuş hakimiyetini arttırmış ve devam etmektedir.

Bu süreç; bir zamanlar Uluslararası Para Fonu’nu ülkemize davet etti. İçimizden bazıları, bu kuruluşun Türkiye masası şefi Cottelli’nin başbakan olmasını isteyecek kadar akıl ve milli duygu fukarası insanlar çıkmıştı. hatırlarım!..

Daha yeni, Hazine ve Maliye Nazırı Damat Berat Albayrak, “Kamu Maliyesi Dönüşüm ve Değişim Ofisi” kurmuş, 20 Eylül’de. Bu kuruluşa  ABD’nin dünyaca tanınmış, uluslararası faaliyet gösteren McKinsey’in şirketi danışmanlık yapacakmış. Türkiye-Amerikan İşbirliği Konseyi’nin  9.Türkiye yatırım konferansında açıklamış.

Sanki Osmanlı’nın son dönemlerini yaşıyoruz. Sn.Cumhurbaşkanı böyle bir hizmete gerek yok dedi ama, geleceği konusunda bir fikrimiz yok. Ne olur ne gelir, ne götürür, bu girişimin maliyeti bu ekonomik krizde nedir, iptal mi edildi yoksa rafa mı kaldırıldı bilinmiyor.

 

Sonuç olarak, Osmanlının tanzimat fermanı ile başlayan yıkım kararlarını anımsatan bu siyasetten, bu uygulamalardan derhal kurtulman lazımdır. Bu makus talihi kırmak lazımdır.

Satırlarımı, Atatürk’ün II.İnönü Zaferinden sonraki şu sözleriyle bitirmek isterim. ” Sen yalnız düşmanı yenmedin. Halkımızın makus talihini de yendin.”

Gorg Kabak Turgut Olcaş

  • Etiketler
  • Yorumla
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz