MUĞLA  VALİLİĞİNDEN  FİYAT FIRSATÇILIĞI YAPANLARA UYARI

MUĞLA  VALİLİĞİNDEN  FİYAT FIRSATÇILIĞI YAPANLARA UYARI

SEYDİKEMER MUHTARLARI GÖNÜL SOFRASINDA BULUŞTU

SEYDİKEMER MUHTARLARI GÖNÜL SOFRASINDA BULUŞTU

NARKOTİK  TIRI  FETHİYE’ DE…

NARKOTİK  TIRI  FETHİYE’ DE…

MUHTARLARA  KAHVALTI ETKİNLİĞİ

MUHTARLARA  KAHVALTI ETKİNLİĞİ

19 EKİM MUHTARLAR GÜNÜ TÖRENLE KUTLANDI

19 EKİM MUHTARLAR GÜNÜ TÖRENLE KUTLANDI

SAVAŞIN KAZANANI,  BARIŞIN KAYBEDENİ OLMAZ…
    • beskaza@beskazagazetesi.com
    • 3 Eylül 2018 - 12:50:58

SAVAŞIN KAZANANI,  BARIŞIN KAYBEDENİ OLMAZ…

Fethiye’de Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonuna (KESK) bağlı sendikaların temsilcileri ve üyeleri 1 Eylül Dünya Barış Günü nedeniyle  FBKM önünde  etkinlik düzenleyerek basın açıklamasında bulundular.  1 Eylül Dünya Barış Günü nedeniyle yapılan basın açıklamasında  “Savaşın Kazananı, Barışın Kaybedeni Olmaz. Savaşa, Çatışmaya, Kutuplaştırmaya Karşı Herkesi Barışın İyileştirici Gücüne Sahip Çıkmaya Çağırıyoruz” dediler.

Eğitim-Sen Muğla Şube sekreteri  Ali Türk tarafından yapılan açıklamada “İnsanlık tarihinin en acımasız, en kanlı ve en kirli savaşı olan İkinci Büyük Emperyalist Paylaşım Savaşı’nın başladığı 1 Eylül 1939 tarihinin üzerinden tam 79 yıl geçti. Ardında en az elli iki milyon ölü, milyonlarca engelli, moloz yığını haline gelmiş kentler, büyük bir acı ve gözyaşı bırakan bu büyük yıkımın başladığı tarih olan 1 Eylül tüm dünyada Barış Günü olarak kutlanıyor. Ancak aradan geçen 79 yıla rağmen emperyalist ülkeler, hegomonik güçler savaştan, kan dökmekten, barbarlıktan vazgeçmiyorlar! Dünyayı kana bulamaya devam ediyorlar” dedi.

“BÜTÜN SAVAŞLAR İÇ SAVAŞTIR. ÇÜNKÜ TÜM İNSANLAR KARDEŞTİR”

Ali Türk açıklamasında “Yüzlerce yıldır sahnelenen emperyalist hegemonya alanlarını genişletme projesi halklar arasındaki milliyet, din, dil, etnik kimlik farklılıklarını düşmanlaştırma politikalarına, savaşlara alet etmeye devam ediyor. Sürüp giden savaşlarda yok olan hayatlar, doğada yaratılan tahribat, açlığa, susuzluğa, sefalete sürüklenen milyonlar, göç yollarında yitip giden yüz binler, her geçen gün derinleşen gelir adaletsizliği umurlarında bile değil. 21. Yüzyılın dünyasında Ortaçağ gericiliği ve zulmü ile karşı karşıya kalan, katledilen, savaş ganimeti olarak köle pazarlarında satılan kadınlar, cesetleri kıyılara vuran Aylan bebekler umurlarında bile değil. Çünkü onların egemenliğinin, sömürü politikalarının sürmesi halkların bölünüp, parçalanmasına, düşmanlaştırılmasına bağlı. Başta yanı başımızdaki Ortadoğu olmak üzere tüm dünyada silahlar konuştukça bütün insanlık ağır bedeller ödüyor. Eşitliğe, özgürlüğe, demokrasiye dair temel kazanımlar her gün biraz daha yok ediliyor.Çünkü onlar savaştan, savaş ortamının sunduğu sömürüden besleniyorlar…

“SAVAŞI ZENGİNLER ÇIKARIYOR,  BEDELİNİ YOKSULLAR ÖDÜYOR”

Her dönem olduğu gibi bugün de savaşa karar verenler kendi çocuklarını cephenin uzağında tutuyor. Yıkımın faturası hep aynı adrese; çocuklarını savaşa kurban veren, savaş ortamında üzerlerindeki sömürü katlanarak artırılan yoksullara, emekçi sınıflara kesiliyor. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de savaşların, darbelerin ve ekonomik krizlerin bedelini yoksul halklarımız ve emekçiler ödemeye devam ediyor. Ülke kaynaklarından üretime, istihdama, yatırıma, kamu hizmetlerine ayrılan pay gittikçe kısılırken silahlanmaya, olağan hale getirilen OHAL’e ayrılan pay artırılıyor. Yıllardır ülkeyi dışarıya, emperyalist ülkelere bağımlı hale getiren, halkın emekçilerin alın terinin ürünü kamu iktisadi teşebbüslerini sermayeye yok pahasına satan,  halktan topladıkları vergileri yandaşlarını beslemek için betona, inşaata gömenler bugün yaşanan krizi ‘ekonomik savaş’ olarak yutturmaya çalışıyor.

“Hepimiz aynı gemideyiz, batarsak hepimiz batarız” nakaratını tekrar edenler,  yıllardır hayata geçirdikleri emek karşıtı sermaye yanlısı politikalarla yoksulluk ve sefalete ittikleri işçilerden ve emekçilerden daha fazla fedakarlık istiyorlar. Siyasi iktidarın kendinden olmayan tüm kesimlere yönelik baskı, şiddet politikası, toplu gözaltı ve tutuklama operasyonları devletin ‘rutin uygulamaları’ haline getiriliyor!. Tam 700 haftadır sürdürdükleri oturma eylemleri ile kaybedilen çocuklarının akıbetini soran, faillerinin ve sorumluların hesap vermesini talep eden Cumartesi Anneleri bile bu insanlık dışı saldırıların hedefi tahtasına konuluyor. Sözün özü;  hem içerde hem dışarıda halkları ve emekçileri kutuplaştırma üzerine kurulu bir siyasette ısrarın sürdürülmesi her seferinde halkları ve emekçileri vurmaya devam ediyor.

“HEPİMİZİN BARIŞIN İYİLEŞTİRİCİ GÜCÜNE İHTİYACI VAR”

Hangi milliyetten, dinden, mezhepten olursak olalım hepimiz adaletin, eşitliğin, kardeşliğin, paylaşımın, yardımlaşmanın, dayanışmanın, insanca bir yaşamın kalıcı hale getirildiği bir dünyaya özlem duyuyoruz. Savaş ve çatışma ortamını besleyerek ülkemizin içinden çıkılmaz bir felakete sürüklenmesine karşı hepimizin Barışın İyileştirici Gücüne İhtiyacı Var. KESK olarak; savaşın kazananı barışın ise kaybedeni olmadığı gerçeğinin unutturulmak istenmesine, savaşların ve çatışmaların,  ülkenin adım adım sürüklendiği krizin faturasının yoksul halka ve emekçilere yıkılmasına, savaş ve çatışma ortamının emekçilerin üzerindeki sömürünün artırılmasının fırsatı haline getirilmesine karşı, ülkemizin geleceğine sahip çıkmak, demokrasiyi, laikliği, bağımsızlığı, barışı, eşitliği, özgürlüğü, adaleti savunmak ve gerçek kılmak için  Savaşa Hayır,  Yaşasın Barış” diyoruz.

(HABER/FOTO-GÖKHAN AYYILDIZ)

  • Etiketler
  • Yorumla
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz